-2 C
Bursa
Çarşamba, Ocak 26, 2022
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2

Selim Dedenin Eşeği

0

Selim Dedenin beş oğlu ve bir de 10 yil kullandigi eşeği vardır. Sonunda yaşlanan haývanın gözlerine perde inmiş ve göremez olmuştur. Büyük oğlu Selim gelir;– Baba ęşek görmüyor, bunu dağa götürüp bırakalım.– Hayır oğlum biraz bekleyelim bakalım.Aradan beş gün geçer, büyük oğlan tekrar;– Baba, bak işte hàyvān gőrmüyor, kör olmuş. Biz en iyisi bunu dąğa bırakalım.– Oğlum bir gün daha bekleyin, yarın cevabımı veririm. Ertesi sabah beş oğlunu da başına toplar;– Damdan haývänı getirin bakalım der. Hayván görmediği için etrafa çarparak getirirler. Selim dede eşĕģin başına varır ve evlatlarına dönerek derki;…

Bu eşek bizim on yıl kahrımızı çekti. Sizin kemiğinizin üstündeki etlerde bu eşeğin hakkı var. Artık iş göremez oldu, şimdi bize düşen görev bu bunu emekli edip, yaşadığı sürece şimdi biz ona bakacağız. Büyük oğlan; – Ama Baba eşęk görmüyor. Selim dede öfkeyle cevap verir:– Yarın iş yapamaz duruma düştüğümde beni de götürüp ormana bırakacaksınız? Bu olayların yaşandığı sırada ailenin en küçük oğlu Polat daha beş yaşındadır ama olaylar beynine nakış nakış işlenmiştir.

Eşek iki yıl daha yaşar. Selim dede o iki yıl süresince eşeğe yedirir içirir, tımarını yapar ve onunla konuşur. – Ey eşek, benim sırtımdan geçen çuvalların hepsi senin sırtından da geçti, hakkını helal et. İki yıl sonunda eşek ölür, sırıklara bağlarlar, derenin kenarına götürüp, bir çukur kazarlar ve oraya gömerler. Yıllar yılları kovalar, ailenin en küçük oğlu Polat okur ve hakim olur. Hakim olduğunda ilk işi….

doğruca eşeğin gömüldüğü dere kenarına gitmek olur. Oraya varır ve kendi kendine şu sözü verir: – Benim babam adil bir kişi idi; ben de hakimliğim süresince babamın izinden yürüyeceğim ve kararlarımda daima hakkaniyeti gözeteceğim. Polat’ın Poyraz adında oğlu olur; büyür okula başlar ve bir gün matematikten sınav olurlar: Eve geldiğinde babasına anlatır; – Baba bu gün matematikten sınav olduk. Güzel yaptım.Öğretmen 15 soru sordu, 14’ünü yaptım.

15.’yi de yapardım ama gözüm yanımdaki Seda’nın kağıdına kaydı, hakkım olmayan şeye sahip olmak istemedim. Ne demiş atalarımız; “Armut dibine düşer”. Anneler babalar evde çocuklarınıza güzel örnek olun. Siz onlara ne verirseniz, onlar da sizden aldıklarını yansıtacaklardır.

Hastaneye Kaldırılmıştı

0

ulya ile Umudun Olsun’ sunucusu değişti mi? Fulya Öztürk ayrıldı mı? Neden yok?
Fulya ile Umudun Olsun programının sunuculuğunu Fulya Öztürk yerine Esra Ezmeci yapıyor? Peki Fulya ile Umudun Olsun’un sunucusu değişti mi? Fulya Öztürk neden yok? Fulya Öztürk’ün ayrılığına ilişkin tüm detaylar ve bilinmeyenler haberimizde…

Fox TV’nin sevilen gündüz kuşağı programı ‘Fulya ile Umudun Olsun’da sunucusunun olmaması izleyenleri oldukça şaşırttı. Programın sunucusu Fulya Öztürk, 3 Aralıktan sonra bugün de ekranda görünmeyince merak iyice arttı. Peki Fulya Öztürk, programda neden yok, ayrıldı mı? İşte tüm detaylar…

Hafta içi her gün Fox Tv ekranından seyirci ile buluşan ‘Fulya ile Umudun Olsun’ sunucusu Fulya Öztürk koronavirüse yakalandı. Salgın hastalıktan kendisini kurtaramayan Fulya Öztürk, karantinada olması gerektiği için programa ara vermek durumunda kaldı.

Daha önce de Covid-19 virüsüne yakalanan Öztürk, ikince kez bu hastalık ile cebelleşiyor.
Sunuculuğunu üstlendiği ‘Fulya ile Umudun Olsun’a ara vermek mecburiyetinde kalan Fulya Öztürk’ün ikinci kez koronavirüse yakalandığı meydana çıkmıştı. Hastaneye kaldırılan Ünlü oyuncudan acı haber az evvelce geldi.. Ünlü sunucu, hastane odasından sıhhat haline dair bilgi verdi.

TV ekranlarında yayınlanan Fulya ile Umudun Olsun programının sunucusu Fulya Öztürk ikinci kez koronavirüse yakalanmıştı. Test neticesi pozitif çıkmasının sonrasında anında hastaneye kaldırılan Öztürk, konuyla alakalı sosyal medya hesabından paylaşımda bulunmuştu. Öztürk, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, “Canım yanıyor.

Rabbime sığınıyorum” notunu düşmüştü. Hastalığı ağır yaşamış ve hastane odasından fotoğraf paylaşan Fulya Öztürk, sosyal medya hesabından sıhhat hali ile alakalı bilgi verdi. Instagram hesabından son halini belirten Öztürk, “Çok halsizim ama bugün daha iyiyim. Tanrı razı olsun aslında hepinizden çok duygulandım. Çok ağladım. Dua eden dillerinize kurban olurum” ifadelerini kullandı.

Sevgilisini emzirmek için

0

Vücut geliştirme sporcusu erkek arkadaşını emzirmek için işini bıraktığını sosyal medyadan açıklayan genç kadına tepki yağıyor.Vücut geliştirme sporcusu erkek arkadaşını emzirmek için işini bıraktığını sosyal medyadan açıklayan genç kadına tepki yağıyor.

Amerika’nın Georgia eyaletinin Atlanta şehrinde yaşayan Jennifer Mulford, emzirmenin iki insan arasında bir bağ oluşturduğunu okuduktan sonra erkek arkadaşı Brad Leeson (36) ile ‘Yetişkin Emzirme İlişkisi’ne başlamak istediğini ifade etti.

SEVGİLİSİNİ EMZİRMEK İÇİN İŞTEN AYRILDI
Jennifer, bedenini bir bebeği varmışcasına kandırması ve süt ürettirmesi için göğüsleriyle her iki saatte bir Brad’i emzirmek zorunda. Leeson; “İşime bir süre ara verdim çünkü her şeyimi buna adayarak bu ilişkinin yürümesini istiyorum.” sözleriyle kararlılığını vurguladı.

Sevgilisini emzirmek için işinden ayrıldı!

Köye Yeni Atanan İmam

0

Köyün birine bir imam atanır. Köylü ile çok güzel anlaşır ama her eşek anırışında, köylünün Abdest yenilemesine mana veremez bir türlü. Dikkatini çeken bu durumun unsurunu sorar. İçlerinden birisi, seneler önce köyün imamının, “eşeğin anırdığını duyarsanız Abdestiniz bozulur” dediğini, o yüzden de, senelerdır bunu uyguladıklarını söyler. İmam, bu tür bir şeyin olamayacağını ifade ederek hadiyi araştırır. Öğrenir ki, çok seneler önce……

Köyün birine bir imam atanır. Köylü ile çok güzel anlaşır ama her eşek anırışında, köylünün Abdest yenilemesine mana veremez bir türlü. Dikkatini çeken bu durumun unsurunu sorar. İçlerinden birisi, seneler önce köyün imamının, “eşeğin anırdığını duyarsanız Abdestiniz bozulur” dediğini, o yüzden de, senelerdır bunu uyguladıklarını söyler. İmam, bu tür bir şeyin olamayacağını ifade ederek hadiyi araştırır. Öğrenir ki, çok seneler önce köyde su olmadığı amacıyla köy halkı toprakla Abdest alıp, yani teyemmüm yaparmış.

Tabi ki, köye su, eşeklerin sırtında taşındığı amacıyla de, o sürenin imamı bir vaazında; “köyde su olmadığı amacıyla, Abdestinizi toprakla temin edebilirsiniz ancak, eşeğin sesi duyulduğunda sırtında su taşıdığını bildiğiniz amacıyla, toprakla alınan Abdest bozulur; zira bundan sonra su vardır” demiş.

Ancak, vaazı gönülsüz dinleyen bir köylü, yalnızca “eşek anırmasını duyarsanız Abdest bozulur” bölümünü duyup, bunu da halka yaydığı amacıyla, herkes de sorgulamadan bunu uygulamış. Görünen o ki, vakit geçtikçe bu hikayedeki şartlar değişmiş olsa da, insanoğlunun huyu, pek değişmemiş. Ne yazık ki, hala daha insanoğlu, bir husus hakkında, bilgi edinme, ya da doğrusunu öğrenme yerine, duydukları ile hareket edip, duyduklarına gösterdiği reaksiyonlarle, toplusal refleksler meydana gelmesine namacıyla oluyor.

Medyada yer alan ya da birilerinin kulaktan dolma verilen bilgilerle, ç-ığ gibi büyüyen reaksiyonlar yaratabiliyor

Milyonlarca çalışan

0

SGARİ ÜCRET 4 BİN TL
İlki 1 Aralık’ta yapılan toplantının ikincisi de 7 Aralık tarihinde gerçekleştirildi. Asgari ücret 2022 zammı için yüzde 30 ile yüzde 45 arasında uzlaşma sağlanmaya çalışılırken, Türk-İş Başkanı Ergun Atalay’dan flaş bir açıklama geldi: Kamuoyunda oluşan rakamların altına ‘evet’ demeyiz! SON DAKİKA ASGARİ ÜCRET HABERİ!

KRİTİK EŞİK 4 BİN TL!
İşçi tarafı asgari ücretin 4 bin liranın altına indirilmemesini istedi. Türk-İş Bakanı Ergun Atalay, “Bize de memurlara da enflasyonun üzerinde bir zam olduğu zaman devlet onları veriyor. Bakan Beyin ifadesine göre enflasyonun üzerinde ne varsa kümülatif onu tamamlamayı düşünüyorlar. İşçiyi bunun dışında tutmaları mümkün değil” dedi.

Kamuoyunda oluşan rakamların ortada olduğunu ifade eden Atalay, “Bu rakamların altında bir şeye ‘evet’ dememiz mümkün değil. İnşallah umduğumuz gibi olur. Hep beraber zevkle imzalarız. 7 milyona yakın insan bununla geçinmeye çalışıyor. Aileleriyle birlikte 30 milyonun üzerine kişi. Yani ülkenin üçte birinden daha fazla” açıklaması yaptı. Uzmanlara göre de asgari ücretin yüzde 30’un altına inmesi ve yüzde 45’in üzerine çıkması zor görünüyor, kritik eşiğin 4 bin lira olduğu belirtiliyor.

ASGARİ ÜCRET ZAM PAZARLIĞINDA 4 KRİTER 🔍
Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder’in başkanlığında gerçekleşen ikinci toplantıda, sosyal güvenlik prim gelirlerini etkileyen temel gösterge olan asgari ücret pazarlığında ‘yaşam maliyeti, salgın döneminde ülkenin genel ekonomik durumu, gerçekleşen ve hedef enflasyon, refah payı’ olmak üzere 4 parametre öne çıktı.

Seren serengil

0

Kilo vermek isterken sağlığını kaybeden ve Dumping sendromuna yakalanan Seren Serengil hastaneye kaldırılmıştı..Acı haber az önce hastaneden geldi. tekrar hastaneye kaldırıldı. Serengil’in karaciğer ve pankreas organlarının iflas etmek üzere olduğu bildirildi..Dumping sendromuyla mücadele veren ve sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle hastaneye yatan Seren Serengil sağlık durumu hakkında sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Açıklamanın ardından Flash TV’de Seren Serengil’in sağlık durumu gündeme geldi.

“ORGANLARIM KÖTÜ DURUMDA
”Seren Serengil sağlık durumu ile ilgili sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Hastaneye yatırılmam ve damardan beslenme sürecimi gözlem altında sürdürmem söylendi. Çünkü ağızdan aldığım ne bir ilaç ne de bir besin emilim olmadığı için artık vücuduma yaramıyor. Organlarım kötü durumda. Ameliyat olana kadar damardan beslenmeye devam edeceğim. Dün gece nefes alamadım, gece uykumdan uyandım ama bugün daha iyiyim. Dualarınız için teşekkür ederim. Aldığım serum kadar iyi hissettiriyor” dedi.

“DAMARDAN BESLENİYORMUŞ
”Bu açıklamanın ardından Flash Tv’de yer alan Al Sana Haber programında Seren Serengil’in sağlık durumu gündeme geldi. Programda; Seyhan Soylu: “Damardan besleniyormuş yediğini de hazmetmiyormuş” dedi.Mustafa Tohma ise “Pankreas ve karaciğer iflas boyutunda. Kemik erimesi başladı. 4 cm boyu kısaldı.” dedi.

SEREN SERENGİL’İN HASTALIĞI NE?
Seren Serengil, mide küçültme ameliyatı sonrası damping sendromuna yakalanmıştı. Karaciğerini kaybetmek üzere olduğunu söyleyen Serengil Yavaş Yavaş eriyorum. 6 ayda 4.5 cm boyumdan gitmiş. Ameliyat olmazsam 1 yıl içinde resmen yok olacağım. Çok kilolu olmayanlar asla yaptırmasınlar çok kötü bir durum.

DAMPİNG SENDROMU NEDİR ?
Gastrektomi sonrasında yani mide küçültme ameliyatlarının sonrasında hastalarda sıklıkla gözlemlenen bir sağlık problemidir. Özofagus cerrahisi geçirmiş olan kişilerde de gözlemlenebilmektedir. Dumping sendromu, tüketilen besinlerin sindirilmeden hızlı bir şekilde ince bağırsağa ulaşması sebebi ile oluşmaktadır. Genel olarak gıdalar tüketildikten yaklaşık 2 ile 3 saat aralığında ince bağırsağa ulaşmaktadır. Dumping Sendromu yaşayan kişilerde bu süreç 10 ile 30 dakika aralığında gerçekleşir ve kişilerde ishal, kramp gibi semptomların oluşmasına sebep olur.

Mezar görevlisi

0

Her yıl ramazan ayında hem iftar hemde sahur programları yapan ve en çok ilenen dini program olan Atv Ekranlarındaki Nihat Hatipoğlu Programında tüyleri diken diken eden o’laylar yaşanmaya devam ediyor bu kez tam 30 yıldır mezarcılık yapan birinin tüyleri diken diken eden sorusuna cevap verdi Nihat Hatipoğlu’nun sunumuyla ekrana gelen iftar programına video gönderen mezarcı, yaşadığı ilginç bir olayı anlattı

KOCAMAN BİR Y’ILAN M’EZARA GİRMEYE ÇALIŞMIŞ Nihat Hatipoğlu’nun sunduğu ‘İftara Doğru’ programına video gönderen bir mezarcının anlattıkları ekran başındakilerin tüylerini diken diken etti tam 30 seneden beri mezarcı olduğunu belirten vatandaş, bir gün m’zar kazarken kocaman bir yılan gördüğünü belirterek “Mezarın yarısına kadar girmişti. Oraya kısılmış ö’lmüş Deliği biraz genişleterek yılanı çıkartım. O esnada mezardaki kadının k’efenini de gördüm.

ABDESTSİZ HİÇ YERE BASMAMIŞ
Bu olaydan sonra kadınla ilgili detaylı bir araştırma yaptığını belirten mezarcı, “Kadın, abdestsiz yere basmazmış. Kocasının önünü kesinlikle kesmezmiş. Elinden geldiğince de fakir fukaraya yardım etmiş” şeklinde konuştu Nihat Hatipoğlu’da bu olay üzerine çok güzel bir açıklama yaptı

MALESEF KAYBETTİK

0

AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’nın yaşamını yitirdiğini duyurdu. Sosyal medya hesabından duyuruda bulunan Akdoğan, “Değerli dostum, ağabeyim, yol arkadaşım İsmet Uçma Hakk’a yürüdü; Rabbim rahmetiyle muamele etsin, mekanı Cennet olsun. Başımız sağolsun“ ifadelerini paylaştı. 66 yaşındaki Uçma bir süredir sağlık sorunları ile mücadele ediyordu. İsmet Uçma için yarın Marmara Üniversitesi İlahiyat Camii’nde öğle vakti cenaze töreni düzenlenecek. Uçma’nın Karacaahmet Mezarlığı’na defnedileceği öğrenildi.

İSMET UÇMA KİMDİR?
İlahiyatçı, İktisatçı, Siyaset Bilimci, Yayıncı; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. Aynı fakültede Kelâm Felsefe Ana Bilim Dalında yüksek lisansını, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde doktorasını tamamladı. Öğretmenlik ve editörlük yaptı. İşaret Yayınları ve Şehir Yayınlarını kurdu. Birleşik Dağıtım, Basın Yayın Birliği, Türkiye Yazarlar Birliği, NEŞKO, İTO Basın Yayın Komisyonu, ÜSEV gibi kuruluşlarda farklı görevler üstlendi. 1991 yılında Türkiye Yazarlar Birliğinin Yılın Yayıncısı ödülüne layık görüldü.

AK PARTİ Kurucu Üyesi oldu ve İstanbul İl Genel Meclisi Üyeliği yaptı. 24, 25, 26 ve 27. Dönemde İstanbul Milletvekili seçildi. Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi olarak görev aldı. TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Daimi Komisyonu Başkanlığını yürüttü. Arapça ve İngilizce bilen Uçma, 6 çocuk babasıdır.

Babadan Kızına

0

Bir baba ile kızı dertleşiyormuş. Kız babasına, çok sıkıntı çektiğinden, sorunlarla baş edemediğinden bahsetmiş. Babası kızını dinlemiş, dinlemiş ve Gel, sana bir şey göstereceğim diye kızını mutfağa götürmüş.Ünlü bir aşçı olan baba, ocağa üç tane eşit büyüklükte kap koymuş, üçüne de eşit su koymuş ve üçünün de altını aynı miktarda yakmış. Ve birinci kaba bir havuç, diğerine bir adet yumurta, diğerine ise bir avuç çekilmemiş kahve çekirdeği koymuş. Ve her üçünü de tam 20 dakika pişirmiş. Daha sonra ateşi kesmiş. Sonra masaya 2 tane tabak bir tane de boş bardak koymuş.

İlk önce haşlanmış havucu alıp bir tabağa koymuş. Sonra pişmiş yumurtayı diğer tabağa koymuş. Sonra da suya iyice sinmiş ve tam kıvamında kahve görüntüsü olan kahveyi de alıp bir bardağa boşalttıktan sonra kızına dönerek, Kızım ne görüyorsun? Kızı Havuç, yumurta ve kahve. Kızını masaya iyice yaklaştıran baba bunlara daha yakından bakmasını istemiş.

Kızının şaşkınlığını gören baba, anlatmasına devam etmiş: Havuç haşlandığı için yumuşak bir hal aldı. Yumurta, artık pişmekten içi katılaşmış sert bir hale geldi. Kahve ise, (bir yudum alarak) harika olmuş. Tadı da çok hoş. Kız, iyice şaşırarak, Baba, bunu bana niçin gösteriyorsun? Diye sormuş. Bak demiş babası, Hepsi aynı şekil kapta, aynı sıcaklıkta, aynı dakika pişti. Fakat hepsi bu etkiye farklı tepki verdiler. Havuç ilk başta sertti, güçlü idi ama kaynatılınca yumuşadı, güçsüzleşti, çözüldü.

Yumurta çok kırılgandı, hafifçe dokunsan çatlayabilirdi; ama kaynatılınca içi sertleşti, hatta katılaştı. Bir avuç çekilmemiş kahve ise yine sertti, hepsi birbirine benziyordu. Fakat ısıtılınca ne oldu; bu kahve çekirdekleri, ısındılar, gevşediler ve içinde oldukları suya yayıldılar. Koku yaydılar, tad yaydılar ve suyu; eşsiz tadı da bir kahveye çevirdiler.

Ve kızına, -Kızım sen hangisisin? diye sormuş adam. Zorluklarla karşılaştığın zaman nasıl tepki gösteriyorsun? Havuç gibi sıkıntılara, problemlere rast gelince çözülüyor musun, benliğini koruyamıyor musun? Yoksa yumurta gibi katılaşıyor, başta kendin olmak üzere kimseye faydan dokunmuyor mu? Yoksa sen kahve misin? Kendini bitirmek uğruna, kendini ateşe atma pahasına diğer insanlara mutluluk veren, huzur veren, ağızlarına lezzet veren bir sevgi kaynağı mısın? Karar ver yavrucuğum ve bence sen bir kahve ol hayatta.Kahve bulunduğu çevreyi değiştirir, mutluluk soluklarını etrafına yayar. Başkalarının yaşaması uğruna kendini feda et ve bundan sonsuz mutluluk duy.

Peki dostlar biz hangisiyiz acaba?

Zeynep isimli kız

0

çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep’i köylerindeki bir düğünde a-şırı (y-abancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep’i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep’i Ali’ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep’i alıp a-şırı köyüne götürür. ~Zeynep’in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası altı gün altı gece çeker.

Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini kocası yollamadığı için tam yedi yıl g-öremez. Bu özlem Zeynep’in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar.~Bu öykü M-alkara köylerinden alınmış olup çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni b-astığında Zeynep’i köylerindeki bir düğünde a-şırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür.

Ali Zeynep’i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep’i Ali’ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep’i alıp aşırı köyüne götürür. ~Zeynep’in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası altı gün altı gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini kocası yollamadığı için tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep’in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek d-ayanılmaz bir hal alır.Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep’in bu özlemine pek a-ldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca h-orlamaya, e-ziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının h-orlaması Zeynep’i yataklara d-üşürür.Gün geçtikçe h-astalığı artan Zeynep’in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını s-alık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep’in kocası da anasına babasına haber vermeye gider.

Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep’in anası babası köye gelirler, Zeynep’i y-atakta bulurlar. P-erişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar.

Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı d-ökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır. ~Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok g-eç kalınmıştır. Bir daha o-nmaz, sonu ö-lümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur. ~Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aşrı aşrı memlekete kız v-ermesinler

Annesinin bir tanesini h-or g-örmesinler ~Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim ~Babamın bir atı olsa binse de gelse Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse Kardeşlerim yolları bilse de gelse ~Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi ö-zledim Hem annemi hem babamı hem köyümü ö-zledim.